Stalker // dir. Andrei Tarkovsky
inancımsın…
photo by Petr Mašek
DÜŞLERDE FENER OLMAK
Wolfgang BORCHERT
Çeviren:Behçet NECATİGİL
Seslendiren:Güneş YAKIN
istanbul’daki ilk bulvarlar ve açılış nedenleriyle ilgili makaleyi okurken bir anda aklıma geldi. ya 13 ya da 14 yaşındaydık. 4 kız sınıf arkadaşı o gece birimizde yatılı kalmıştık ve ertesi gün evinde kaldığımız arkadaşın ailesi bizleri anadolu kavağı’na gezmeye götürüyordu.
arkadaşımızın annesi de babası da istanbul’da doğmuşlardı, bizleri bıcır bıcır görünce muhtemelen akıllarına kendi çocuklukları ve ilk gençlikleri gelmiş olmalı ki arkadaşımızın babası bize kendi gençliğini anlatmaya başladı.
neşe dolu bir adamdı hatırladığım kadarıyla. hani hayatı dolu dolu yaşayan, ya tam üzülen ya da tam sevinen adamlardan.
bilirsiniz işte genel olaylar üzerine muhabbet ediyorduk, bizim okul ve dersler, aileler ve diğer gündelik şeylerden. sonra konu döndü dolaştı yeni yapılan yollardan, memlekette asfalt yol olayının ne kadar geliştiğine falan geldi sanırım. hani eskinin daracık, iki arabanın zor sığdığı yollarından duble duble yollara geçtiğimize falan…neticede yoldayız, yol hakkında konuşmamızdan doğal ne olabilir.
aniden değişen bir film sahnesi gibi, sanki araya korsan görüntü sokmuşlar gibi.. bir anda karardı sahne
bir anda gözleri doldu arkadaşımın babasının. çook eski bir hayata dair biriktirdiği, yıllardır bi köşede sakladığı hatıralarına kaydı zihni. artık arkadaşımın babası ton ton amca değil 20li yaşlarında genç bir devrimciydi. yer ise 9. filo karşıtı eylem.
“…önce o koca koca yolları, meydanları açtılar, açtılar ki rahat rahat yakalasınlar bizi. rahat rahat soksunlar tanklarını. düşsünler peşimize… aldılar… arkadaşlarımı aldılar…”
sessizlik…
sustuk. onun dolu gözleri, bizim şaşkın bakışlarımız, arkadaşımın babasında gördüğü o diğer adamın, bir yabancıya döşen babasının yarattığı garip his.. zaman durdu, yol akmaya devam etti. ve bir süre sonra o hayalet yattığı mezara geri döndü. biz anneli babalı çocuklu yolculuğumuza devam ettik.
Frida